Konstelasyon:
Bir sistem içindeki öğelerin birbirlerine karşı konumu, durumu, etkileşimi

Konstelasyon kavramı bir sistem içindeki öğelerin birbirine göre konumu, durumu ve birbirinden etkileşimi anlamına gelmekle beraber psikoterapi literatürüne Bert Hellinger tarafından oluşturulan “Family Constellation Work” yani “Aile Konstelasyon Çalışmaları” ile girmiştir.

Buna göre her aile bir sistem oluşturur ve her bir bireyin eşit derecede aidiyeti söz konusudur. Sistemde oluşabilecek herhangi bir travma daha sonraki nesillleri etkiler ve fiziksel, zihinsel hastalıklar, tıkanıklıklar olarak kendini gösterir.

Konstelasyon kolaylaştırıcısı (uygulayıcısı, danışmanı) ve danışan eşliğinde grup seansı ya da bireysel seans olarak uygulanır. Her iki durumda da temsilcilere ihtiyaç olacaktır. Sistemik bakış açısıyla, konusunu çalıştığınız kişiyi “danışanı” etkileyebilecek olan kişi ya da kişiler belirlenir. Temsilci algısı fenomeninin, çalışmalara katılan herkesi hayrete ve şaşkınlığa düşüren, gücü ve yönlendirmesiyle adım adım danışanı etkileyen, hasta eden, tıkayan dinamiklerin kendini göstermesi bir süreçtir. Bu süreçte danışan, temsilci algısı, kolaylaştırıcı ve bilen alanın enerjisi birbirinden etkilenerek hareket eder. Bu nedenle konstelasyon çalışmasında en azından şu iki unsur çok önemlidir. Birincisi danışanın, bugüne kadar var olan durumu değiştirme isteği ve açık yüreklilikle konstelasyon çalışması talep etmesi.

İkincisi, bu konstelasyon çalışmasında danışana yardımcı olacak olan uygulayıcının, kolaylaştırıcının konstelasyon çalışmasından ne anladığı, ne kadar açık olduğu, bilgi birikimi, koşullanmaları, tecrübesi ve her şeyden önemlisi bilen alanda temsilciler ve danışan aracılığıyla ortaya çıkacak olanları nasıl gözlemlediği ve algıladığı son derece önemlidir. Konstelasyon çalışması sırasında unutmamalıyız ki sistemik, fenomonolojik ve yapılandırmacı (constructivist) yaklaşımlar gerekli ve geçerli algılama yollarıdır.

Daha önceki kuşaklarda yaşanmış her şey yüzyıllar önce olmuş olsa bile morfogenetik alanlarda kayıtlıdır ve kendini tekrar eder. Aile sisteminde güçlü, sıkışmış enerji ya da dolanıklık oluşturabilecek savaş, göç, cinayet, intihar, kazalar, erken yaşta anne-baba, kardeş ya da çocuk kayıpları, miras haksızlıkları, dışlanılan-yok sayılan kişiler ya da olaylar, kürtajlar gibi yaşanmışlıkların daha sonraki kuşakları olumsuz anlamda etkilemesi, olayın yaşandığı dönemde aile sistemine ait insanların bu yaşanmışlıklardaki duruşu ile doğrudan bağlantılıdır. Eğer yaşanılan dönemde aile sistemindeki kişiler yaşananı yok saydıysa, sorumluluk almadılarsa, kabul edemedilerse bu enerji kolektif vicdan gereği ve anne-baba ile bağlanma süreciyle daha sonraki kuşaklar tarafından telafi edilmek üzere üstlenilir.

Sistem çok temel olarak şu şekilde çalışıyor. Derin düzeyde işbaşında olan, “iyi-kötü” yargılarına yer vermeden, hiçbir şekilde hiçbir şeyi dışlamayan arkaik bilinçdışı bir düzlem ve bu bilinçdışının yeniden dengeleme girişimlerine farkında olmadan aracılık eden kişilerin bireysel vicdanında hissettikleri. Kişilerin doğuştan bağlı bulundukları aile sistemi dahil, daha bir çok sisteme aidiyetlerinin devamını sağlamak adına bireysel ve kolektif vicdanın her zaman iş başında olduğu bir sistemden bahsediyoruz bir yönüyle de.

Modern tıp tarafından teşhis konulmuş birçok fiziksel hastalık dışlanılan, yok sayılan bir şeyi (kişi, olay, duygu) temsil edebiliyor. Kişinin var olan hastalığının sistemik bir kilitlenmeden, dolanıklıktan geldiğini yapılan konstelasyon çalışmasında görebiliyorsak kişide düzelme o andan itibaren başlayabiliyor.

   Kimler Faydalanabilir

  • Açıklanamayan derin üzüntü, utanç, kızgınlık ve suçluluk duygusu yaşayanlar.
  • Dış çevreden gelen tetiklemelerle düzensiz ortaya çıkabilen öfke patlamaları yaşayanlar.
  • Alkol, uyuşturucu ve seks bağımlılığı yaşayanlar.
  • Bozucu ve yıkıcı davranışları yapanlar ya da bu davranışlara maruz kalanlar.
  • İlişkilerde yaşanan başarısızlıkların, karışıklıkların ve kargaşaların tarafları (Aile içinde anne-baba, kardeşler, karı-koca veya çocuklar ile)
  • Birden fazla evlilikler sonucu olan çocuklar ve iç içe geçmiş ilişkiler.
  • Depresyon ve mutsuzluk yaşayanlar.
  • İş yaşamında sorunlar ve para problemleri.
  • Organizasyonlarda, şirketlerde karışıklık, kargaşa yaşayanlar (şirket sahipleri, yöneticiler, departmanlar, çalışanlar)
  • Yaşamın yönünü amacını kaybettiğini düşünenler.
  • Tekrarlayan kazalar.
  • Kişisel yaratıcılığımızı ve otonomomizi kaybetmeden iç içe olduğumuz gruplara ait olmakta zorlananlar.
  • Kişisel göçler ya da daha önceki kuşaklarda yaşanan göçler sonucu yeni kültüre uyum zorluğu yaşayanlar.
  • Kişisel travma yaşayanlar ya da önceki kuşakların yaşadığı travmaya dolanık yaşayanlar.
  • Takıntılı davranış ve düşüncelerle yaşamak durumunda olanlar. (Sık sık yıkanma, sayı sayma gibi)
  • Erken çocukluk döneminde, anne-baba-kardeş kaybı yaşayanlar ya da ayrı kalmak durumunda olanlar.
  • Aile sisteminde kaderi ağır olarak algılanan bir kişinin ismini taşıyanlar.
  • Görünürde her şey son derece olumluyken sahip olduklarının tadını çıkartamayıp mutsuz yaşayanlar.
  • Kadın-erkek ilişkilerinde problem yaşayanlar ve mutsuz olanlar.
  • İş yaşamında, bireyler ya da departmanlar arası yaşanan çatışmalar.
  • Aile sistemindeki dinamikleri, iş yaşamına (patronuna, yöneticisine ya da çalışma arkadaşlarına) yansıtanlar.
  • Şirket değiştirmeli miyim? Kendi işimi kurmalı mıyım?
  • Zihinlerde oluşan korku, endişe ve kaygılarla yaşamlarını belirli sınırlara hapsolmuş biçimde sürdürenler.
  • Hastalıklar ve kronik sağlık problemleri yaşayanlar.

UKDEM / Uluslararası Konstelasyon Danışmanlık Merkezi - 2020 Tüm hakları saklıdır.

BİZE ULAŞIN

Randevu ya da çalışma takvimiyle ilgili bilgi almak isterseniz hiç çekinmeden bize yazın.

Gönderiliyor

Kullanıcı Bilgileriniz İle Oturum Açın

Bilgilerinizi Unuttunuzmu?

X